Kardeş bir ayağın ‘çukur’da senin !

Kardeş bir ayağın ‘çukur’da senin !

 

Silah kaçakçılarını ailemiz bildik. Uyuşturucu satıcılarının dramatik geçmişine yakın çekim yaptık, kaybolan çocukluklarına dokunduk. Evet. Çukur dizisinden bahsediyoruz. Dizinin merkezine aldığı aile Koçovalılar.  Bu aile Çukur da yaşayan insanları gözetir, yoksulunu doyurur, dertlisini dinler, iş bulur, eğlence mekanlarına, bar ve pavyonlara çöker, buralardan gelir sağlar, bunun için bu mekanlara koruma olarak çukurun işsizlerini koyar. Çünkü onlar ‘aile’nin bir parçasıdır.  Aile Çukur a yönelik aidiyet kimliğinin en önemli parçasıdır.

Çünkü aile en geniş anlamda Çukur un kendisidir. Bu “Aile nedir? Aile her şeydir” şeklinden başlayan Çukur marşında kendini göstermektedir: “Ailen senin gözün kulağındır, yürüyen ayağındır, senin için tetiği çekendir aile, sen onları korursun, onlar da seni..”  Bu aile mevzusu hemen her bölümde öyle fazla vurgulanmaktadır ki “Aile her şeydir” sloganı Game of Thrones un “Winter is coming” sloganı gibi diziye yapışıp kaldı.

İdris Koçovalı Çukur un büyük bir bölümün tapusuna sahip.(Sahi o tapular nerde?) Ama prensip olarak gösterişe karşı. Mütevazi arabalara biner. Önlüğünü giyip sebze sattığı semt pazarlarında çalışır. Bölgedeki aşevinin sürekli açık kalması gerektiğini düşünür. Bunlar İdris Koçovalı nın takdir edilesi özellikleri. Öte yandan silah kaçakçısı bir baba olarak uyuşturucu imal eden oğluna yanlış iş yaptığı yönünde tavsiyelerde bulunur!?

Her ne kadar İdris Koçovalı nın uyuşturucu işinin neden yanlış olduğunu düşündüğüne dair bir diyalog bulunmasa da genel kabulün bu yönde olduğu söylenebilir; silah kaçakçılığı uyuşturucu ticaretine göre daha kabul edilebilir düzeydedir. İzleyici de bunu kanıksamış görünmektedir. Vartolu nun ilk sezonda “Hayır ya bi dakka, biz bunu Çukur da değil dışarıda satıyoruz” şeklindeki savunma mekanizması İdris Koçovalı nın “Olmaz öyle şey” tepkisiyle karşılaşırken izleyicide “Ha, tamam o zaman” mealinde bir hoşgörüyle karşılanmaktadır.

Peki bir uyuşturucu satıcısı babasına suikastler düzenlemesine ve bir kardeşini öldürmesine rağmen ona duyduğumuz nefreti nasıl hoşgörüye ve sempatiye dönüştürdü ? Çocukluğa inme işlemi işte tam burada başlıyor. Çok kötü bir karakter mi var ? Hoop. Çocukluk anıları. En affedilemez olan şey bile masum bir çocuk yüzüyle silikleşir. Bakınız 2. sezondaki karakuzu Fikret.  O da bir uyuşturucu tüccarı. Biz artık Fikret in tüm yaptıklarını “anlıyoruz”. Çünkü onun elma yiyen annesine dair olan bir iki görüntüyü hatırlama çabası onu açıklanabilir yapıyor.

Bi ara bu karakuzuların yalnızlık edebiyatı o kadar yoğunlaştı ki Koçovalıları bırakıp karakuzulara geçesimiz geldi. Şimdi ise önümüzdeki bölümlerde “organ ticareti”ni anlaşılabilir kılmak için Çeto nun çocukluğuna inmeye ihtiyacımız olacak. İyi seyirler.

2 thoughts on “Kardeş bir ayağın ‘çukur’da senin !

  1. Bir insan kendı yaptığını mubah başkasının yaptığını gayrı mubah gorur herzaman. Silahı satan silahı beyaz satan beyazı mubah gorur. Çetoya sorsan diyecek ki olmuş bırının organlarından hayat kurtarıyorum bunun neresi kotu der…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: